Archive for July 2010

Sed ut perspiciatis unde omnis iste natus error sit voluptatem accusantium doloremque laudantium, totam rem aperiam. Nemo enim ipsam voluptatem quia voluptas sit aspernatur aut odit aut fugit, sed quia consequuntur magni dolores eos qui ratione voluptatem sequi nesciunt. Neque porro quisquam est, qui dolorem ipsum quia dolor sit amet, consectetur, adipisci velit.

Obama'nın iklim planı


Obama’nın iklim değişikliğiyle mücadele tasarısı açıklandı..

BBC Türkçe
Güncelleme: 07:31 TSİ 13 Mayıs. 2010 Perşembe

ABD hükümetinin uzun zamandır beklenen iklim değişikliği tasarısı açıklandı, fakat gözlemciler Kongre’de zorlu bir mücadeleyle karşılaşacağını söylüyorlar.

Senatör John Kerry ve Joe Lieberman tarafından desteklenen yasa tasarısı 2020 yılına değin ABD’nin atmosfere saldığı karbon gazını yüzde 17 oranında düşürmeyi hedefliyor.

Tasarıda ayrıca denizde petrol aramayı kısıtlayan önlemlerin hafifletilmesi teklif ediliyor, ancak Meksika Körfezi’ni etksi altına alan petrol sızıntısının ardından bu maddenin alacağı destek üzerinde soru işaretleri var.

Başkan Barack Obama’nın siyasi gündeminde iklim değişikliği ile mücadelenin önemli bir pay var.
Bugüne değin Cumhuriyetçi kanadın yoğun muhalefeti nedeniyle iklim tasarısı ardı ardına ertelenmek zorunda kaldı.

Muhabirler, mart ayında denizde petrol arama faaliyetlerini kolaylaştırıcı bir adım atan Barack Obama’nın bunun karşılığında Cumhuriyetçilerin iklim tasarısına desteğini kazanmayı amaçladığını bildiriyor.

Meksika Körfezi’ndeki sızıntı felaketinin ardından iklim değişikliği tasarısına, kıyıları açıklarında petrol platformlarının kurulmamasını isteyen eyaletlere destek sözü ilave edildi.

Ajanslar, kömürle işleyen termik santraller gibi karbon salımı yüksek tesislere yol açtıkları kirliliğin maliyetini ödemelerinin isteneceğini bildiriyor.

Fakat çiftlikler ve orta ve küçük boy işletmeler karbon vergisinden muaf tutulacak.

Tasarıda temiz enerji teknolojisini geliştirmek için şirketlere yılda 2 milyar dolar teşvik sağlanması planlanıyor.

Cumhuriyetçi kanadın muhalefetini aşmak için konduğu düşünülen bir diğer öneri nükleer enerji üretiminin artırılmasının planlanması.

Fakat göçmenlik yasalarının gündemin başına geçtiği şu günlerde iklim tasarısının ne zaman görüşülmeye başlanacağı bilinmiyor.

Bu yıl sonlarında yapılacak ara seçimlere kadar tasarının Kongre’nin gündemine gelmeyebileceği düşünülüyor.

Seçimlerden sonra ise Demok Parti’nin Kongre’deki sandalye saysından fire vermesi ve bu durumda iklim tasarısına muhalefetin daha da güçlenmesi ihtimali var.

İklimde ikinci tur


45 ülkenin Çevre Bakanları ve iklim uzmanları Bonn’da ikinci kez bir araya geldi.

Kopenhag’da yapılan Dünya İklim Konferansı’ndan ülkeleri bağlayıcı bir iklim anlaşması çıkmamıştı.

Kopenhag’da yapılan konferansta sadece  ülkelerin kendiliklerinden iklimi koruyucu tedbirler almaları hususunda mutabakat sağlanabildi. 2012 yılında süresi dolacak olan Kyoto Protokolü’nün yerine geçecek yeni anlaşma da taslaklaştırılamadı. Deutsche Welle Türkçe’nin haberine göre bu amaçla aralık ayında, Meksika’nın Cancun kentinde yapılacak iklim konferansı öncesi, ülkeler arası güven ortamının yeniden sağlanması ve bir eylem takvimi oluşturması için Bonn’da ikinci kez bir araya gelindi.

Bonn’daki iklim görüşmelerinin ilki nisan ayında gerçekleştirilmişti. Bonn’da liderlerin bağlayıcı kararlar alması beklenmiyor. Görüşmelerin öncelikli hedefi, karbondioksit salınımını azaltmak ve yerküre sıcaklığının artmasına karşı ortak önlemler almak. Almanya Başbakanı Angela Merkel görüşmelerdeki açılış konuşmasında “Yeni bir anlaşmanın zeminini oluşturacak, yerküre sıcaklığının artışını 2 dereceyle sınırlandırma hedefi önceliğini kaybetmedi. Ancak sürekli tartışıp, uygulanması mümkün olmayan teorik düşüncelere zaman harcamanın da anlamı yok” dedi.
Kopenhag’da yapılan İklim Konferansı’nı ‘uluslararası bir pazar yerine’ benzeten gözlemciler tarafından, katılımcı ülkelerin daha az ödün vermek için sürekli pazarlık yapıldığı belirtiliyor. Meksika Devlet Başkanı Felipe Calderon, insanlığın ciddi bir tehditle karşı karşıya olduğunu ve Cancun’da, Kopenhag’da yaşananların tekrar edilmemesi gerektiğini dile getirerek, ihmallerin kötü sonuçlar doğurup, durumun daha karmaşık bir hal alacağını sözlerine ekledi.

Kopenhag’da önerilen tedbirlerin tüm ülkelerce bilindiği halde dikkate alınmaması eleştirilerin başlıca kaynağı. Tüm uyarılara rağmen ülkelerin karbondioksit salınımını azaltma iradesi göstermediğinden söz ediliyor. Yüzyılın sonuna kadar yerküredeki sıcaklık artışının 2 dereceyle sınırlandırılabilmesi için karbondioksit salınımının önemli miktarda azaltılması gerekiyor. İklim bilimcilerin üstesinden gelinebilecek seviye olduğunu belirttikleri 2 derecelik ısınmanın, devletlerin birbirini karşılıklı bloke etmesi yüzünden artık hayal olduğu dile getiriliyor.

ABD Başkanı Baracak Obama’nın enerji yasası askıya alındı. Çin sera gazı emisyonunu azaltmak için ABD’nin ilk adımı atmasını şart koşuyor. Kalkınma halindeki ülkeler ise sanayi ülkelerinin tarihi sorumluluklarından bahsediyor. Ve sanayi ülkeleri de, helle ekonomik kriz döneminde iklimin korunmasının faturasını tek başlarına üstlenmeye yanaşmıyorlar. Bonn’daki ikli diyaloğunda bu düğümün çözülmesi zaten beklenmemekteydi. Petersberg diyaloğu anlaşma da doğurmayacak. Bonn buluşması ola olsa, yedi ay sonra yapılacak olan Cancun’daki dünya iklim zirvesinin de fiyaskoyla sonuçlanmaması için, karşılıklı güven ortamı yaratmaya yarayabilir.

Avrupa'nın iklimle mücadelesi


Avrupa Komisyonu, 1 Nisan’da yaptığı açıklamayla AB çapında sanayi tesislerinin CO2 salınımının 2009 yılında % 11 düzeyinde azaldığını bildirdi.

Avrupa Komisyonu tarafından açıklanan bilgilere göre AB çapında sanayi tesislerinin toplam karbondiyoksit salınımı 2009 yılında 1.887 milyar ton olarak kaydedildi.

Euaroactiv’in haberine göre küresel ekonomik krizin sanayi üretimini ve enerji talebini düşürmesi nedeniyle bu miktar 2008 yılına kıyasla % 11 oranında düşüşe denk geliyor.

Açıklanan bu ciddi düşüş AB’nin iklim değişikliğiyle mücadele için belirlediği tavan hedefinin altında kalıyor.

Avrupalı şirketler bu sayede 80 milyon ton CO2′ye kadar salınım hakkı fazlasına sahip oldular. 

Çevreciler, şirketlerin bu dönemde sahip oldukları salınım haklarını 2013 sonrasındaki dönemde kullanmaya kalktıkları takdirde karbon fiyatlarının daha da düşmesinden ve resesyonun devamından endişe ediyorlar. 

Komisyon konuya ilişkin nihai raporunu gelecek ay yayımlayacak.

Pages:123
UA-4875696-4